девятый хуй с солью дожирать
(devyatyy khuy s sol'yu dozhirat')- Aşırı sefalet, aşağılanma veya umutsuzluk içinde olmak; dibi görmek, her şeyini kaybetmek: Bir kişinin maddi veya manevi olarak tamamen çöktüğü, onurunu yitirdiği ve en iğrenç durumlara bile boyun eğmek zorunda kaldığı hali ifade eder.
1. Örnek Cümle:- Мы так нищие, что нам скоро девятый хуй с солью дожирать придётся. [mı tak ni-şiyi, şto nam skora di-VYA-tıy huy s SOL-yu da-ji-RAT' prid-YOT-sya]
- O kadar beş parasız kaldık ki yakında yarağı tuzla yiyeceğiz amına koyayım. / Yakında anamızın amını göreceğiz.
2. Örnek Cümle:- После того, как его посадили, он теперь девятый хуй с солью дожирает. [POS-li ta-VO, kak yi-VO pa-sa-Dİ-li, on ti-PYER' di-VYA-tıy huy s SOL-yu da-ji-RAT']
- Hapse attıktan sonra dibi gördü, anasını bile sikecek duruma geldi.
- Dokuzuncu yarağı tuzla yiyip bitirmek
1. KELİME VE FONETİK
Kiril Yazılışı: девятый хуй с солью дожирать
Latin Transkripsiyonu: devyatyy khuy s sol'yu dozhirat'
Okunuşu ve Vurgu: [di-VYA-tıy huy s SOL-yu da-ji-RAT']
2. ETİMOLOJİK KÖKEN (KÖKENBİLİM)
İfade, birkaç kaba ve argo kelimenin birleşimiyle oluşmuştur. Девятый [di-VYA-tıy], ‘dokuzuncu’ anlamına gelir ve burada nicelikten çok aşırılığı, nihai noktayı veya tekrarlayan bir durumu vurgulamak için kullanılan bir abartma (hiperbol) unsurudur. Хуй [huy], Proto-Slavca *xujъ kökenli, Rusçada penis için kullanılan en kaba ve müstehcen kelimedir. С солью [s SOL-yu], ‘tuz ile’ demektir; tuza batırarak yeme eylemini belirterek, zaten iğrenç olan durumu daha da tatsız ve zorunlu hale getirme anlamı taşır. Дожирать [da-ji-RAT'], ‘yiyip bitirmek’ anlamına gelen fiilin kaba ve açgözlü bir versiyonudur; до- [do-] ön eki bir eylemin tamamlanmasını, bitirilmesini ifade ederken, жирать [ji-RAT'] fiili ‘yemek’ eyleminin olumsuz, aşağılayıcı bir tondaki karşılığıdır.
3. SOSYOKÜLTÜREL BAĞLAM VE TARİHÇE
Bu argo ifade, Rus sokak dilinin ve kriminal argosunun (Fenya) en alt katmanlarına ait son derece vulgar bir deyimdir. Toplumda, kişinin en dibe vurduğu, tüm onurunu yitirdiği, aşırı yoksulluk, sefalet veya aşağılanma içinde olduğu durumları tanımlamak için kullanılır. İfade, kişinin hayatta her şeyini kaybettiği, çaresizliğin ve umutsuzluğun son noktasına geldiği, artık kaybedecek hiçbir şeyi kalmadığı ve en iğrenç, en tiksindirici şeylere bile katlanmak zorunda kaldığı bir ruh halini yansıtır. ‘Dokuzuncu’ vurgusu, bu sefaletin sadece anlık olmadığını, belki de tekrarlayan, derinleşen ve nihai bir çöküşe işaret ettiğini gösterir. ‘Tuzla’ ifadesi ise, yiyecek olmaması durumunda tatsız ve zorunlu bir “öğünün” kabul edilişini, hatta belki de geleneksel ‘ekmek ve tuz’ misafirperverliğinin sefaletle nasıl alaycı bir şekilde tersine çevrildiğini ima eder. Genellikle bir küfür ve lanetleme olarak veya birinin içinde bulunduğu acınası durumu vurgulamak için kullanılır. Bu tür ifadeler, sert toplumsal koşullarda ve özellikle cezaevi kültüründe ortaya çıkan, yaşamın en çirkin ve acımasız yönlerini dile getiren bir dilin parçasıdır.
