Давить жабу
(Davít' jabu)- Kıskançlık veya haset duygusunu bastırmak, gizlemek: Birinin başarısını veya sahip olduğu şeyi kıskanmak, ancak bu olumsuz duyguyu içine atmak, dışa vurmamaya çalışmak.
1. Örnek Cümle:- Ему пришлось давить жабу, когда коллега получил повышение, а он нет. [yemú prişlós da-vít' ja-bú, kag-dá kal-yé-ga pa-lu-çíl pa-vı-şé-niye, a on nyet]
- Meslektaşı terfi aldığında ama o alamadığında kıskançlıktan geberdi ama içine attı. (Harbi kıskanmasına rağmen sesini çıkaramadı.)
2. Örnek Cümle:- Она старалась давить жабу, видя счастливую семью бывшей подруги. [a-ná sta-rá-las' da-vít' ja-bú, ví-dya sças-lí-vu-yu syem'-yú býf-şey pad-rú-gi]
- Eski arkadaşının mutlu ailesini gördüğünde içi gitti ama belli etmedi. (İçten içe kıskançlıktan çatladı.)
- Kurbağayı ezmek
- Kurbağaya basmak
1. KELİME VE FONETİK
Kiril Yazılışı: Давить жабу
Latin Transkripsiyonu: Davit' jabu
Okunuşu ve Vurgu: [da-vít' ja-bú]
2. ETİMOLOJİK KÖKEN (KÖKENBİLİM)
Rusçada "basmak, ezmek, sıkıştırmak" anlamına gelen давить [davít'] fiili ile "kurbağa, kara kurbağası" anlamına gelen жаба [jába] kelimesinin birleşiminden oluşan bir deyimdir. Kelime anlamıyla "kurbağayı ezmek" demektir. Deyimin kökeni, kurbağanın halk inanışlarında sıklıkla hoş olmayan, iğrenç veya kötücül özelliklerle ilişkilendirilmesine dayanır. Halk arasında kıskançlık ve hasedin de "içten içe yiyip bitiren", "yeşil renkli bir zehir" gibi betimlenmesi, kurbağanın bu duyguyla metaforik olarak bağdaştırılmasına yol açmıştır.
3. SOSYOKÜLTÜREL BAĞLAM VE TARİHÇE
Bu deyim, Rus kültüründe kişinin hissettiği kıskançlık veya haset duygusunu içinde bastırmaya, onu dışa vurmamaya veya bu olumsuz duyguyu yenmeye çalıştığını ifade eder. Mecazi olarak, kişi bir başkasının başarısını, şansını veya sahip olduklarını kıskandığında, ancak bu kıskançlığı gizlemeye veya bastırmaya çalıştığında kullanılır. Deyim, kıskançlığın insanı içten içe kemiren, tatsız ve olumsuz bir duygu olduğunu vurgular. Tıpkı itici bir kurbağayı avucunun içinde sıkmak veya ezmek gibi, kıskançlık duygusunu da bastırmanın bir içsel mücadele gerektirdiğini ima eder. Bu deyim, özellikle Sovyet sonrası dönemde, insanların birbirlerinin yaşam standartlarındaki veya sahip olduklarındaki eşitsizlikleri daha fazla fark etmeleriyle, kıskançlık duygusunun toplumsal bir olgu olarak daha sık dile getirilmesine paralel olarak yaygınlaşmıştır.
